Kurtuluş
Savaşı'nı sembolleştiren fotoğraflar vardır. Bunların bir
kısmında cepheye sevkiyat yapan kağnıların resimleri yer alır.
Öküzlerin, merkeplerin bazen de insanların çektiği kağnılar
hafızalarda hala canlılığını korumaktadır. Bu manzara dolaylı
olarak tarihsel bir gerçeği de haber vermektedir: O dönemde
ülkenin sahip olduğu taşıt araçları 20. yüzyılın gelişen teknolojik
şartlarına ayak uyduramamış durumdadır. Bunun yanında yolların
yetersiz olması nedeniyle birçok bölgeye ancak yaya veya binek
hayvanları ile gidip gelmek mümkün olmaktadır.
Atatürk,
Kurtuluş Savaşı sırasında yaşanan ulaşım yetersizliklerini
bizzat kendi gözleriyle müşahede etmiş; bu konunun hayati
önemini idrak etmiştir. Söylevlerinde, ulaşım teknolojisini
ülkenin kan damarlarına benzetmesi; çağdaş ülkelerle rekabet
edebilmek için, Türkiye'nin karayolları ve demiryolları ile
ağ gibi örülmesinin gerekliliğine iţaret etmesi bunun
açık bir delilidir:
"İktisadiyatın
gelişmesinde başlıca lüzumlu olan, yollar, demiryolları,
limanlar, kara ve deniz nakliye vasıtaları milli mevcudiyetin
maddi ve siyasi kan damarlarıdır. Refah ve kuvvet vasıtasıdır."
(Prof. Dr. Afet İnan, Atatürk Hakkında Hatıralar ve
Belgeler, s. 277)
"Bu
geniş ve verimli toprakları işleyebilmek, işletebilmek
için yeterli olmayan el emeğini çabucuk fenni araç ve
gereçle tamamlamak, karşılamak zorundayız. Ülkemizi
demiryolu ve üzerinde otomobillerin çalışacağı yollarla
ağ gibi örmek zorundayız. Çünkü Batı'nın ve dünyanın
araçları bunlar oldukça, bunlara karşı merkeple ve kağnı
ile ve doğal yollar üzerinde yarışma olanağı yoktur."
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II, s. 105)
Atatürk'ün
devrimci girişimlerinin sonucunda, Cumhuriyet'in kurulmasını
takip eden yıllarda karayolları ve demiryolları önemli bir
uzunluğa ulaşmıştır. Yerleşim merkezleri birbirine çağdaş
ulaşım yollarıyla bağlanmıştır. Hava yollarının kurulması
da bu dönemin belli başlı teşebbüsleri arasındadır. Kısacası,
Türkiye'nin kağnıdan gelişmiş ulaşım araçlarına geçme süreci
Atatürk'ün çağdaşlaşma modelinin bir ürünüdür.
Bunu da
beyan edeyim ki Türk milletinin son senelerde gösterdiği harikaların,
yaptığı siyasi ve sosyal inkılapların hakiki sahibi kendisidir.
Sizsiniz. Milletimizde bu istidat ve tekamül mevcut olmasaydı,
onu yaratmaya hiçbir kuvvet ve kudret yetemezdi.".
Atatürk'ün
Söylev ve Demeçleri, Cilt II, s.214