"Osmanlı
devrinde ve bugüne kadar geçen Cumhuriyet çağında ve bundan
evvelki Türk kültürel çağlarında ve hatta bütün kültürlü
medeni cemiyetlerde edebiyat denildiği zaman şu anlaşılır:
Söz
ve manayı, yani insan dimağında yer eden her türlü bilgileri
ve insan karakterinin en büyük duygularını, bunları dinleyenleri
veya okuyanları, çok alakalı kılacak surette söylemek
ve yazmak sanatı. Bunun içindir ki edebiyat ister nesir
halinde olsun, ister nazım şeklinde olsun, tıpkı resim
gibi, heykeltraşlık gibi, bilhassa musiki gibi, güzel
sanatlardan sayılagelmektedir…
Bu
itibarla, edebiyatın her insan cemiyeti ve bu cemiyetin
hal ve istikbalini koruyan ve koruyacak olan, her teşekkül
için, en esaslı eğitim vasıtalarından biri olduğu kolaylıkla
anlaşılır...
Türk
çocuğu konuşurken, onun beyan ve anlatış tarzı, Türk çocuğu
yazarken, onun ifade üslubu, kendisini dinleyenleri, onun
yürüdüğü yola götürebilecek bu kabiliyeti sayesinde Türk
çocuğu kendisini dinleyen veya yazısını okuyanları, peşine
takarak yüksek Türk ülküsüne iletebilecek, ulaştırabilecektir."
(Prof. Dr. Afet İnan, Atatürk Hakkındaki Hatıralar
ve Belgeler, s. 285)