"Ey
kahraman Türk Kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde
göklerde yükselmeye layıksın" özdeyişi Atatürk'ün kadına bakış
açısını ortaya koymaktadır. Şüphesiz onun bu sözlerle ifade etmek
istediği bir gerçek de kadının toplum hayatından uzak tutulmasının,
ikinci sınıf insan yerine konmasının asla kabul edilmeyeceğiydi.
Türk kadınına ekonomik, sosyal ve siyasi hakları hiç zaman yitirmeden
geri verilmeliydi.
Türk
Medeni Kanunu ile kadın ve erkeğin eşitliği onaylanmış; böylece
kadın çağdaş toplum içindeki yerini almıştır. Türk kadını 1930'da
Belediye Seçimlerine katılma, 1934'de milletvekili seçme ve seçilme
hakkını elde etmiştir.
Türk
kadınlarının Atatürk'ün çağdaşlaşma modelindeki yeri ve önemi,
onun söylevlerinde şöyle anlatılmıştır:
"Türk
kadını dünyanın en aydın, en faziletkar ve en ağır kadını olmalıdır.
Ağır siklette değil; ahlakta, fazilette ağır, vakur bir kadın
olmalıdır. Türk kadınının vazifesi Türk'ü zihniyetiyle, pazısıyla,
azmiyle muhafaza ve müdafaaya kadir nesiller yetiştirmektir."
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II, s. 231)
"Bizim
topluluğumuzun başarısızlığının sebebi kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz
kayıtsızlık ve kusurdan ileri gelmektedir… Bizim topluluğumuz
için ilim ve fen lazım ise bunları aynı derecede hem erkek ve
hem de kadınlarımızın kazanmaları lazımdır. Malumdur ki her safhada
olduğu gibi sosyal hayatta da vazife taksimi vardır. Bu umumi
vazife taksimi arasında kadınlar kendilerine ait olan vazifeleri
yapacakları gibi aynı zamanda topluluğun refahı, saadeti için
zorunlu olan umumi çalışmaya da katılacaklardır… Milletimiz kuvvetli
bir millet olmaya azmetmiştir. Bugünün gereklerinden biri de kadınlarımızın
her hususta yükselmelerini temindir. Binaenaleyh kadınlarımız
da alim ve mütefennin olacaklar ve erkeklerin geçtikleri bütün
öğretim derecelerinden geçeceklerdir. Sonra kadınlar sosyal hayatta
erkeklerle beraber yürüyerek birbirlerinin yardımcısı olacaklardır."
(Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II, s. 85)
Bunu da
beyan edeyim ki Türk milletinin son senelerde gösterdiği harikaların,
yaptığı siyasi ve sosyal inkılapların hakiki sahibi kendisidir.
Sizsiniz. Milletimizde bu istidat ve tekamül mevcut olmasaydı,
onu yaratmaya hiçbir kuvvet ve kudret yetemezdi."
Atatürk'ün Söylev
ve Demeçleri, Cilt II, s.214