|
KÜLTÜREL
MİRASIMIZ

Türkçe'yi
Korumanın
Önemi
"Milli
duygu ve dil arasındaki bağ çok güçlüdür.
Dilin
milli ve zengin olması milli duygunun
gelişmesinde
başlıca etkendir."
Atatürk
yukarıdaki sözünde, dilin bir millet için ne kadar önemli
olduğunu ve milli duygular üzerindeki güçlü etkisini vurgulamıştır.
Gerçekten de dil bir milleti millet yapan en önemli unsurlardan
biridir. Günümüzde, dünya üzerinde birçok ulus vardır. Bu
uluslardan her birinin kendine ait dilleri ve dillerin ulusların
geçmişinde belli bir tarihi bulunur.
Bu
tarihi süreçte dille birlikte gelişen bir diğer şey de bağımsızlıktır.
Uluslar ancak özgür ve bağımsız olduklarında kendilerine ait
bir dil kullanabilmişlerdir. Diyebiliriz ki, ulusal bir dilin
kullanılması o devletin özgür ve bağımsız kimliğinin bir göstergesidir.
Bu sonuç ise, bize dilin titizlikle korunması ve geliştirilmesi
gereken bir milli değer olduğunu kanıtlar.
Atatürk'ün,
Cumhuriyet'i yeni kurduğu yıllarda yaptığı çalışmaların başında,
Türk Dil Kurumu'nun kurulması gelir. Bu kurumun kuruluş amacı,
Türk dilini geliştirmek ve dilin milletleri birleştirici bir
unsur olduğunu Türk Milletine anlatmaktır.
Böylece,
bugün Türk dili anlaşılır ve genel geçerliliği olan tek bir
yapıya kavuşmuştur. Osmanlı'ya baktığımızda dilin saray çevresinde
farklı, halk arasında farklı olduğunu görürüz. Bu da sarayla
yani yönetimle halkı birbirinden uzak tutan bir etkendi. Cumhuriyet
yıllarıyla birlikte bu engelin aşılması halkla yönetimi birbirine
yaklaştırmış ve halkın da demokrasinin temeline uygun olarak
yönetimde söz sahibi olmasını kolaylaştırmıştır. Buradan,
dil üzerinde yapılan çalışmaların faydası ve gerekliliği daha
iyi anlaşılır.
Türkiye'nin
bugününe baktığımızda, dilimizin dünyanın süper gücü sayılan
bazı ülke dillerinin etkisinde kaldığını görüyoruz. Bu etkileşimin
Türk dili üzerindeki etkileri çok açıktır. Türk gençlerine
düşen ise, Batı kültürünün olumlu yönlerini alırken hiçbir
milli değerden ödün vermemektir.
Türkçeyi
her zaman en doğru şekilde kullanmak ve onu korumak, milli
bütünlüğü sağlamak için gerçekten önemli bir davranıştır.
Zira, bize kimlik kazandıran bu olguyu zayıflatmak kendi kimliğimizi
silik bir hale getirmekle eşdeğerdir. Yapmamız gereken şey,
güçlü Batılı devletlerin dillerini daha çok kullanmak değil,
kendi dilimizi nasıl daha yaygın ve diğer uluslarca talep
gören bir dil haline getirebileceğimizin yollarını aramaktır.
Unutmamalıdır
ki, dilimizin talep görmesinin yolu diğer uluslara üstünlük
sağlamış, siyasi ve kültürel açıdan ileri gitmiş bir medeniyet
olmaktan geçer. Kuşkusuz, Türkçe'yi dünyanın hemen her ülkesinde
geçerlilik kazanmış ve dünya nüfusunun çoğunluğunun konuştuğu
bir dil olarak görmek her Türk insanına gurur verir.
Milli kültürün
her çığırda açılarak
yükselmesini,
Türkiye Cumhuriyeti'nin temel dileği olarak temin edeceğiz.
Mustafa Kemal
Atatürk, 1932
|