Değerli Misafirler,

Balkanlar'da Osmanlı'nın nasıl bir etkisi olmuştur?

Bu sorunun iki temel cevabı vardır:

1) Osmanlı İmparatorluğu Balkanlar'da adil bir yönetim kurmuş ve bu nedenle Balkan halklarından pek çok insan gönüllü olarak İslam'ı kabul etmiştir.

2) Balkanların Hıristiyan halkları da Osmanlı yönetimi altında barış ve huzur içinde yaşamış, Osmanlı'nın toleranslı yönetimiyle huzurlu bir yaşam sürmüşlerdir.

Osmanlı'nın kendine rehber edindiği İslam ahlakının temel özelliğiydi: Farklı inançlara ve kimliklere hoşgörü... Osmanlı, yönettiği topraklarda Allah'ın Kuran'da emrettiği gibi, hiçbir zora ve baskıya başvurmadı. Farklı grupları büyük bir adalet ve hoşgörüyle yönetti. Osmanlı yönetimi için sadece Müslüman halkların değil, kendine tabi olan her dinden insanın rahatı ve mutluluğu önemliydi. Din ve vicdan hürriyeti, Osmanlı İmparatorluğu'nda titizlikle uygulandı. Osmanlı topraklarında kilise, havra ve camiler yanyanaydı.

İslamlaşma, Osmanlı baskısı ile gerçekleşmiş değildi. Osmanlı, farklı dini cemaatlerin bir arada yaşamasını sağlayan "millet" sistemini uygulamakta ve dolayısıyla yönettiği ülkelerdeki halkları din konusunda serbest bırakmaktaydı.

Tüm bunlar Balkan Müslümanlarının hem İslam'ı gönüllü olarak benimsediklerini, hem de bu yeni inançlarına dayanan üstün bir medeniyet kurduklarını gösteriyor. Kuşkusuz bu medeniyet sonuçta Osmanlı medeniyetinin bir parçasıdır. Dolayısıyla da bugünkü Balkan Müslümanlarının ataları, Osmanlı medeniyetini hem gönülden kabul etmiş, hem de özümseyerek yeniden üretmiş insanlar olarak, tam anlamıyla seçkin birer "Osmanlı"dırlar .

Bu insanların torunları olan günümüz Balkan Müslümanları ise, işte bu nedenle Osmanlı kimliğini ısrarla muhafaza etmekte, yine aynı nedenle Türkiye'yle olan gönül bağlarını korumaktadırlar. Ve işte bu nedenle Türkiye'ye ve "Türklüğe" olan yakınlıkları konjonktürel değil, tarihsel ve kalıcıdır. Bu kardeşlerimizin haklarına sahip çıkmak, onların güvenliği ve barışı için çaba harcamaksa, bizlerin boyun borcudur.

Balkanlarda 500 yıldan fazla bir süre boyunca hakim olan Osmanlı Devleti, zengin kültürünü bu bölgeye taşımış, halkların kurduğu ilişkiler bu kültürün paylaşılmasını, bölgede kökleşmesini sağlamıştır. Bölgeye göç eden Müslüman Türk halklar, beraberlerinde Anadolu-İslam kültürünü, mimarisini el sanatlarını, Türk Orta Asya-Anadolu kültür ve geleneğini, folklorunu taşımışlardır. Gittikleri bölgelerde, yerel halkla sıkı dostluk ilişkileri kurmuş, ilişkiler sadece ticaretle sınırlı kalmamıştır.

Osmanlı yöneticileri, tüm tarihçilerin kabul ettiği bir hoşgörü sergilemişlerdir. Yönetiminde bulundukları bölgelerdeki halkın sıkıntılarının giderilmesi, Osmanlı'ya duyulan sempatiyi de artırmıştır. Yine bu bölgelerde Hıristiyanların örflerine ve idare şekillerine de dokunulmamıştır. Dahası Osmanlı yönetimi halkın önceki yönetime ait vergi yükünü azaltacak düzenlemeler yapmış, keyfi uygulamalara son vermiştir .

Osmanlı'nın Türk-İslam ahlakına dayalı adil bir yönetim uygulaması, halkın dinini, malını, canını, namusunu güvence altına alması, hakim olduğu bölgelerde imar çalışmalarına önem vermesi farklı halkların barış içinde bir arada yaşamasını sağlamıştır.

İşte bu tarihsel gerçeklerin çok iyi bilinmesi ve hatırda tutulması gerektiğine inanıyorum. Bugün bazı Balkanlı tarihçiler arasında, Osmanlı'yı bir sömürge imparatorluğu gibi göstermeye yönelik yanlış bir eğilim vardır. Gerçekte ise Osmanlı imparatorluğu hiç bir zaman sömürgeci bir devlet olmamış, egemenliği altındaki toprakların tümünü vatan toprağı olarak bilmiş, buraları imar etmiş, üzerinde yaşayanlara ise hoşgörü ve adaletle davranmıştır.

Gelecekte de Balkanlarda barış ve huzurun sağlanması, karşılıklı hoşgörünün yerleşmesi ve eski düşmanlıkların terk edilmesi ile mümkün olacaktır.

Tüm Balkan halkları, ister Katolik, ister Ortodoks, ister Müslüman olsunlar, birbirlerine dostça yaklaşmalı, böylece Osmanlı asırlarında olduğu gibi, bölgeye istikrar ve huzur getirmelidirler.

Osmanlı'dan şanlı tarihin bizlere getirdiği görev ve vizyon ise açıktır:

- Balkanlardaki Türk ve Müslüman nüfusa sahip çıkmak,

- Balkan devletlerinin ve halklarının hepsiyle sevgi ve kardeşliğe dayalı dostane ilişkiler kurarak, bölgede barış ve huzurun sağlanması için çaba göstermek.

Balkanlar için bu gaye ile hareket eden Bilim Araştırma Vakfı gibi Milli Değerleri Koruma Vakfı da Balkanlar'da dostluk, kardeşlik ve sevgi ortamının tesisi için her türlü gayreti gösterecektir.

Hepinize saygılar sunuyor, bu toplantının tüm Balkan halkları için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Altuğ M. Berker     
 
Geri