ÜNİTER DEVLETİN ÖNEMİ


İÇİNDEKİLER

Önsöz

Neden Milli Birlik?

Atatürk'ün Milliyetçilik Anlayışı

Milli Birlikte Devletin Önemi

Meselelerin Milli Birlik ve Beraberlikle Çözümü

Milli Birliğin Ahlaki Kaynakları

 

 


Milli Birlikte Devletin Önemi

Milli birlik şuurunun sağlanmasında milliyetçilik ilkesinin anlaşılması ve hayata geçirilmesi ne kadar önemli ise, güçlü bir devlete sahip olmak da o kadar önemlidir.

Güçlü bir devletin varlığı ise bir milletin varlığı ve bekası için zorunludur.

Türkiye Cumhuriyeti, Türk milletinin yararını gözeten, milletin refahının, güvenliğinin ve geleceğinin yegane teminatı olan bir devlettir.

Milletin zararına olacak herşeyin karşısına güçlü bir devlet çıkacaktır, bu yüzden Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni korumak, devlete sahip çıkmak her Türk vatandaşının öncelikli görevidir. Hiçbir Türk vatandaşı, devlet kurumlarına zarar verecek, bu kurumların işleyişini aksatacak ya da devletin temel değerlerini yıpratacak bir faaliyet içine kesinlikle girmemelidir. Milli görevimiz, her zaman için devletin yanında olmaktır. Devlete karşı ödevlerini yerine getirmeyen kişiler bilerek veya bilmeyerek kendi varlıklarının temeline dinamit koymaktadırlar. Devlete zarar vermek, aynı zamanda kendi varlığına da zarar vermek anlamına gelir.

Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta vardır: Devlet ve hükümet aynı şey değildir. Vatandaşlar çoğu zaman bu ikisini birbirine karıştırarak, hükümetin hatalarını ve icraatlarını devlete yükleyerek farkında olmadan devlete karşı gelmektedirler. Özetle, hükümet devlet gibi kalıcı ve kaim bir kurum değildir. Silahlı Kuvvetler gibi, adli sistem gibi, bürokrasi gibi, mutlaka korunması ve desteklenmesi gereken bir yapı değildir. Herkes devlete sahip çıkmakla yükümlüdür, ama hükümet eleştirilebilir, değiţmesi talep edilebilir.

Bu yanlış mantığın örnekleri, devletin bir başka kurumunda yaşanan yanlışlıklar ya da yolsuzluklar üzerine de ortaya çıkabilir. Örneğin bürokrasinin belirli bir organında yapılan bir haksızlık ya da yolsuzluk, bazı insanlarda "devlete tepki" şeklinde yankı uyandırmaktadır. Oysa devlet kurumlarına yöneltilecek her türlü eleştirinin yapıcı olması gerekir.

Atatürk'ün tanıttığı milliyetçilik anlayışına sahip her Türk vatandaşı milli birlik ve beraberlik şuurunu kazanmalı, bu devletin asıl sahibi olduğunu, kendi varlığının ve geleceğinin teminatının bu devleti korumaktan ve savunmaktan geçtiğini bilmelidir. Devlet mekanizması içinde ortaya çıkabilecek aksaklıklar ise bu milli birlik duygusu içinde beraberce çözülmelidir.

''Dost olacağız. Oyuna gelmeyeceğiz. Hakkımızı koruyacağız.''

Farklı grupların birarada yaşadığı demokratik bir toplumda doğal olarak ülke meselelerinin çözümü için farklı fikirler ortaya çıkabilir. Ekonomi, sanayi, dış politika gibi birçok alanda farklı öneriler, farklı görüşler değişik çevreler tarafından savunulabilir. Toplumun çeşitli kesimleri liberal, muhafazakar dünya görüşlerine sahip olabilir, doğal olanı da budur. Ama asıl önemli olan tüm bu farklı siyasi ve kültürel akımların, devlete bağlılık konusunda ortak bir tavır ve görüşe sahip olmalarıdır.

Çünkü tüm bu gruplar, Türkiye Cumhuriyeti'nin unsurlarıdır ve ancak Türkiye Cumhuriyeti Devleti güçlü olduğu sürece, bağımsız bir millet olarak yaşama şansına sahiptirler. Kendi aralarında siyasi mücadeleler yürütebilir, farklı partiler kurabilirler. Ama hepsi devlete sadakat, devletin ve devletin kurumlarının korunması konusunda aynı duyarlılıkta olmalıdır. Devleti ilgilendiren bir sorun karşısında duyarsız davranmamalı, kendi çıkarlarını devletin ve milletin çıkarlarının üzerinde görmemelidirler.

Her türlü ayrılıkçı faaliyet ve şiddet olayı bu temel ilkenin gözardı edilmesiyle ortaya çıkmaktadır. Farklı bir ideolojinin dış kaynaklı güdümüne giren gruplar ve bunların siyasi uzantıları zaman zaman Türk devletinin bu temel yapısını kendi amaçları uğruna değiştirmek ve devleti yıkmak için ellerinden geleni yapmışlardır. Ancak devlet ve onun yılmaz koruyucusu olan Türk Ordusu her seferinde bu gafillerin cezasını vermiştir. Şiddet ve terör olaylarında canlı olarak karşımıza çıkan düşmanlar, sinsi faaliyetlerini politika ve siyaset sahnesinde de sergilemektedirler. Bu siyasi oluşumlar Türk devletini eleştirmek, yıpratmak, yabancı ülkelerin nezdinde zor durumda bırakmak için her fırsatı değerlendirmekte, aslında devleti yıkmak olan gerçek amaçlarını çeşitli kuzu postlarının altında gizlemektedirler. Bu tür zararlı faaliyetlerde bulunanlar derhal bu boş ideallerden ve düşmanların kuklası olmaktan vazgeçmeli ve bir an önce Türk milletinin huzuru ve güveni lehinde harekete geçmelidirler.

Devlet, milli birlikte temel bir unsur olarak birleştirici ve koruyucu vasfını taşır. Devlet, milleti birleştirdiği, koruduğu, hizmet ettiği gibi, onun sorunlarını gidermekte, millete yönelen tehditleri bertaraf etmektedir. Devlet olmadan milli birlik kurmak, bütünlük şuurunu uyandırmak mümkün değildir. Devletin toplumun genel yararı için izlediği politikalar, kimi zaman toplumdaki bazı grupları rahatsız edebilir. Bunlar, kendilerinin devletin politikaları nedeniyle mağdur edildiğini düşünebilirler. Ama bu gibi durumlarda çözüm, devletle çatışmak, sokaklara dökülerek devleti protesto etmeye kalkışmak, hatta devletin güvenlik güçlerine karşı eyleme girişmek değildir. Çözüm, sorunların ve taleplerin devlete bildirilmesi ve devletle birlikte çözüm yolları aranmasıdır.

Türk devleti halkının sorunlarını barışçıl yollardan çözüme kavuşturacak bütün demokratik kurumlara sahiptir. Devletin baskıcı, diyalogtan uzak bir yapı göstermediği, millete hizmet amacıyla bütün adli ve bürokratik kurumlarıyla devrede olduğu herkesin malumudur. Her Türk vatandaşı hakkını aramakta, oy kullanmakta, bütün dünya vatandaşlarıyla eşit olarak demokratik, insani hakları kullanmakta serbesttir. İmzaladığımız uluslararası anlaşmalar sayesinde, haksızlığa uğradığına inanan bir vatandaş, hakkını uluslararası mahkemelerde bile arayabilir. Halkın özgür iradesiyle seçtiği temsilcileri yoluyla, sorunlarını meclis gündemine taşıyabilir, yeni kanunlar çıkmasını sağlayabilir.

Bu örneklerden de anlaşılacağı gibi devlete millete karşı girişilen faaliyetlerin, ayrılık çıkartmanın hiçbir haklı sebebi yoktur. Daha iyi, daha güzel yaşamak için barışçı yolları seçmek isteyen vatandaşlar, taleplerini karşılayacak bütün demokratik kurumlara sahiptirler. Bunun ötesine giderek, kanunları çiğneyen kişilerin, milletin lehinde bir amaç gütmedikleri ortadadır.

Bu yüzden her Türk vatandaşı sorunları çözmek için kanunsuz yollara başvurmak yerine, milli birlik şuuruyla hareket etmeli, devlete, kanunlara, adalete güvenmelidir. Bütün sorunların çözümünde devlet mercilerinin yardımını talep etmeli, uzlaşmanın en doğru ve güzel çözüm olduğunu bilmelidir.