Milli
birlik şuurunun sağlanmasında milliyetçilik ilkesinin anlaşılması
ve hayata geçirilmesi ne kadar önemli ise, güçlü bir devlete
sahip olmak da o kadar önemlidir.
Güçlü
bir devletin varlığı ise bir milletin varlığı ve bekası için
zorunludur.
Türkiye
Cumhuriyeti, Türk milletinin yararını gözeten, milletin refahının,
güvenliğinin ve geleceğinin yegane teminatı olan bir devlettir.
Milletin
zararına olacak herşeyin karşısına güçlü bir devlet çıkacaktır,
bu yüzden Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni korumak, devlete
sahip çıkmak her Türk vatandaşının öncelikli görevidir. Hiçbir
Türk vatandaşı, devlet kurumlarına zarar verecek, bu kurumların
işleyişini aksatacak ya da devletin temel değerlerini yıpratacak
bir faaliyet içine kesinlikle girmemelidir. Milli görevimiz,
her zaman için devletin yanında olmaktır. Devlete karşı ödevlerini
yerine getirmeyen kişiler bilerek veya bilmeyerek kendi varlıklarının
temeline dinamit koymaktadırlar. Devlete zarar vermek, aynı
zamanda kendi varlığına da zarar vermek anlamına gelir.
Burada
dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta vardır: Devlet ve
hükümet aynı şey değildir. Vatandaşlar çoğu zaman bu ikisini
birbirine karıştırarak, hükümetin hatalarını ve icraatlarını
devlete yükleyerek farkında olmadan devlete karşı gelmektedirler.
Özetle, hükümet devlet gibi kalıcı ve kaim bir kurum değildir.
Silahlı Kuvvetler gibi, adli sistem gibi, bürokrasi gibi,
mutlaka korunması ve desteklenmesi gereken bir yapı değildir.
Herkes devlete sahip çıkmakla yükümlüdür, ama hükümet eleştirilebilir,
değiţmesi talep edilebilir.
Bu
yanlış mantığın örnekleri, devletin bir başka kurumunda yaşanan
yanlışlıklar ya da yolsuzluklar üzerine de ortaya çıkabilir.
Örneğin bürokrasinin belirli bir organında yapılan bir haksızlık
ya da yolsuzluk, bazı insanlarda "devlete tepki" şeklinde
yankı uyandırmaktadır. Oysa devlet kurumlarına yöneltilecek
her türlü eleştirinin yapıcı olması gerekir.
Atatürk'ün
tanıttığı milliyetçilik anlayışına sahip her Türk vatandaşı
milli birlik ve beraberlik şuurunu kazanmalı, bu devletin
asıl sahibi olduğunu, kendi varlığının ve geleceğinin teminatının
bu devleti korumaktan ve savunmaktan geçtiğini bilmelidir.
Devlet mekanizması içinde ortaya çıkabilecek aksaklıklar ise
bu milli birlik duygusu içinde beraberce çözülmelidir.
''Dost
olacağız. Oyuna gelmeyeceğiz. Hakkımızı koruyacağız.''
Farklı
grupların birarada yaşadığı demokratik bir toplumda doğal
olarak ülke meselelerinin çözümü için farklı fikirler ortaya
çıkabilir. Ekonomi, sanayi, dış politika gibi birçok alanda
farklı öneriler, farklı görüşler değişik çevreler tarafından
savunulabilir. Toplumun çeşitli kesimleri liberal, muhafazakar
dünya görüşlerine sahip olabilir, doğal olanı da budur. Ama
asıl önemli olan tüm bu farklı siyasi ve kültürel akımların,
devlete bağlılık konusunda ortak bir tavır ve görüşe sahip
olmalarıdır.
Çünkü
tüm bu gruplar, Türkiye Cumhuriyeti'nin unsurlarıdır ve ancak
Türkiye Cumhuriyeti Devleti güçlü olduğu sürece, bağımsız
bir millet olarak yaşama şansına sahiptirler. Kendi aralarında
siyasi mücadeleler yürütebilir, farklı partiler kurabilirler.
Ama hepsi devlete sadakat, devletin ve devletin kurumlarının
korunması konusunda aynı duyarlılıkta olmalıdır. Devleti ilgilendiren
bir sorun karşısında duyarsız davranmamalı, kendi çıkarlarını
devletin ve milletin çıkarlarının üzerinde görmemelidirler.
Her
türlü ayrılıkçı faaliyet ve şiddet olayı bu temel ilkenin
gözardı edilmesiyle ortaya çıkmaktadır. Farklı bir ideolojinin
dış kaynaklı güdümüne giren gruplar ve bunların siyasi uzantıları
zaman zaman Türk devletinin bu temel yapısını kendi amaçları
uğruna değiştirmek ve devleti yıkmak için ellerinden geleni
yapmışlardır. Ancak devlet ve onun yılmaz koruyucusu olan
Türk Ordusu her seferinde bu gafillerin cezasını vermiştir.
Şiddet ve terör olaylarında canlı olarak karşımıza çıkan düşmanlar,
sinsi faaliyetlerini politika ve siyaset sahnesinde de sergilemektedirler.
Bu siyasi oluşumlar Türk devletini eleştirmek, yıpratmak,
yabancı ülkelerin nezdinde zor durumda bırakmak için her fırsatı
değerlendirmekte, aslında devleti yıkmak olan gerçek amaçlarını
çeşitli kuzu postlarının altında gizlemektedirler. Bu tür
zararlı faaliyetlerde bulunanlar derhal bu boş ideallerden
ve düşmanların kuklası olmaktan vazgeçmeli ve bir an önce
Türk milletinin huzuru ve güveni lehinde harekete geçmelidirler.
Devlet,
milli birlikte temel bir unsur olarak birleştirici ve koruyucu
vasfını taşır. Devlet, milleti birleştirdiği, koruduğu, hizmet
ettiği gibi, onun sorunlarını gidermekte, millete yönelen
tehditleri bertaraf etmektedir. Devlet olmadan milli birlik
kurmak, bütünlük şuurunu uyandırmak mümkün değildir. Devletin
toplumun genel yararı için izlediği politikalar, kimi zaman
toplumdaki bazı grupları rahatsız edebilir. Bunlar, kendilerinin
devletin politikaları nedeniyle mağdur edildiğini düşünebilirler.
Ama bu gibi durumlarda çözüm, devletle çatışmak, sokaklara
dökülerek devleti protesto etmeye kalkışmak, hatta devletin
güvenlik güçlerine karşı eyleme girişmek değildir. Çözüm,
sorunların ve taleplerin devlete bildirilmesi ve devletle
birlikte çözüm yolları aranmasıdır.
Türk
devleti halkının sorunlarını barışçıl yollardan çözüme kavuşturacak
bütün demokratik kurumlara sahiptir. Devletin baskıcı, diyalogtan
uzak bir yapı göstermediği, millete hizmet amacıyla bütün
adli ve bürokratik kurumlarıyla devrede olduğu herkesin malumudur.
Her Türk vatandaşı hakkını aramakta, oy kullanmakta, bütün
dünya vatandaşlarıyla eşit olarak demokratik, insani hakları
kullanmakta serbesttir. İmzaladığımız uluslararası anlaşmalar
sayesinde, haksızlığa uğradığına inanan bir vatandaş, hakkını
uluslararası mahkemelerde bile arayabilir. Halkın özgür iradesiyle
seçtiği temsilcileri yoluyla, sorunlarını meclis gündemine
taşıyabilir, yeni kanunlar çıkmasını sağlayabilir.
Bu
örneklerden de anlaşılacağı gibi devlete millete karşı girişilen
faaliyetlerin, ayrılık çıkartmanın hiçbir haklı sebebi yoktur.
Daha iyi, daha güzel yaşamak için barışçı yolları seçmek isteyen
vatandaşlar, taleplerini karşılayacak bütün demokratik kurumlara
sahiptirler. Bunun ötesine giderek, kanunları çiğneyen kişilerin,
milletin lehinde bir amaç gütmedikleri ortadadır.
Bu
yüzden her Türk vatandaşı sorunları çözmek için kanunsuz yollara
başvurmak yerine, milli birlik şuuruyla hareket etmeli, devlete,
kanunlara, adalete güvenmelidir. Bütün sorunların çözümünde
devlet mercilerinin yardımını talep etmeli, uzlaşmanın en
doğru ve güzel çözüm olduğunu bilmelidir.