







|
|
İÇİNDEKİLER
Önsöz
Neden
Milli Birlik?
Atatürk'ün
Milliyetçilik Anlayışı
Milli
Birlikte Devletin Önemi
Meselelerin
Milli Birlik ve Beraberlikle Çözümü
Milli
Birliğin Ahlaki Kaynakları
Milli Birliğin Ahlaki Kaynakları
"Efendiler,
Allah Bir'dir, büyüktür. Kur'an bir Kitab-ı Ekmel'dir. Cenab-ı
Peygamber Hatemül Enbiya'dır."
"Dinsiz
milletlerin devamına imkan yoktur."
"Milli
sınırlarımız içinde hür ve bağımsız yaşamak istiyoruz. Bu
meşru emelimizi elde etmek için uğraşıyoruz. Şu kutsal mücadelede
milletimiz, islamın kurtuluşuna, dünya mazlumlarının refahının
artmasına hizmet etmekle iftihar etmektedir" (1921, SD,
II, s. 19)
Milli
birlik şuurunun, sorunların çözülmesi ve güçlü bir devletin
oluşturulması açısından ne kadar önemli olduğunu, Atatürk'ün
bu konuya ne kadar önem verdiğini ve bugüne kadar yaşadığımız
sorunların büyük bir kısmını çözmede ne kadar etkili olduğunu
gördük. Burada milli birlik şuurunu sağlayan, vatan sevgisi,
fedakarlık, itaat, dürüstlük gibi ahlaki unsurların ortaya
çıkması için gerekli olan şartlara da bakmak gerekmektedir.
Daha
önce de belirttiğimiz gibi, bir toplumda kişisel çıkarlar
ön plana çıktığında, yasaları çiğnemek, devlete karşı gelmek
yaygın bir hale gelirse, yasadışı kişiler muteber hale gelirse,
devletle çatışanlar destek görürse, orada vatan sevgisinden,
devlete bağlılıktan da bahis edilemez. Bu tür bir yozlaşmada
ahlaki değerlerin, terbiyenin yerini bu kötü hasletler alır.
Sözünü ettiğimiz terbiyenin ve ahlakın temelinde ise dini
inançlar yatar. Nitekim Cumhuriyetimiz'i kuran Büyük Önder
Atatürk, "Dinsiz milletlerin devamına imkan yoktur" diyerek
bu gerçeği açıkça ilan etmiştir.
Bilindiği
gibi bir toplumda huzur ve sükunet, o toplumdaki insanların
devlete ve onun tüm birimlerine gösterdikleri itaat, saygı
ve güvenle sağlanabilir. Ayrıca vatandaşlarda milli birlik
ve beraberlik şuurunun oluşabilmesi için, İslam dininin bu
konudaki emirleri ve tavsiyeleri doyurucu bir şekilde anlatılmalı
ve öğretilmelidir. Bu sayede vatan sevgisi, fedakarlık, itaat
gibi kavramların dini kaynakları her Türk vatandaşı tarafından
idrak edilecektir.
İnananların
itaatli davranması, bulundukları yerde bozgunculuk çıkarmamaları,
birlik ve beraberlik içinde hareket etmeleri, fedakar ve güzel
ahlaklı olmaları Kuran'da özellikle uyulması gereken üstün
ahlak özellikleri olarak teşvik edilmiştir. Hurafeler ve geleneklere
itibar etmeden, Kuran'da tarif edilen bu ahlak kurallarına
göre yaşayan vatandaşların oluşturduğu bir toplumda, en büyük
huzur, güven ve istikrar ortamını yaşamakla mümkün olacaktır.
Bu ahlak özellikleri Allah tarafından Kuran'da şu şekilde
belirtimiştir:
…
Allah'ın verdiği rızıktan yiyin, için ve yeryüzünde bozgunculuk
yaparak karışıklık çıkarmayın. (Bakara Suresi, 60)
O,
iş başına geçti mi yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya, ekini
ve nesli helak etmeye çaba harcar. Allah ise, bozgunculuğu
sevmez. (Bakara Suresi, 205)
Düzene
konulması(ıslah)ından sonra yeryüzünde bozgunculuk (fesat)
çıkarmayın... (Araf Suresi, 56)
…
Ölçüyü ve tartıyı tam tutun, insanların (hakları olan mallarını)
eşyasını değerinden düşürüp-eksiltmeyin ve düzene (ıslaha)
konulmasından sonra yeryüzünde bozgunculuk (fesat) çıkarmayın.
Bu sizin için daha hayırlıdır, eğer inanıyorsanız. (Araf
Suresi, 85)
Allah'ın
sana verdiğiyle ahiret yurdunu ara, dünyadan da kendi payını
(nasibini) unutma. Allah'ın sana ihsan ettiği gibi, sen
de ihsanda bulun ve yeryüzünde bozgunculuk arama. Çünkü
Allah, bozgunculuk yapanları sevmez. (Kasas Suresi, 77)
Yukarıda
sayılan ayetlerle birlikte, Kuran'ın her ayetinde insanlar
iyiliğe güzelliğe yöneltilir ve kötü ahlak özelliklerinden
uzaklaştırılır. İsyan, hile, yalan, şiddet, zulüm, hırsızlık
gibi sağlıklı bir toplumun düşmanları olan kötü ahlak özelliklerinin
uygulanması men edilir.
Kuran'da
anlatıldığı şekliyle uygulandığı takdirde, İslam dini, toplumda
huzurun, barışın ve güvenin en önemli kaynağıdır. Atatürk,
bu saf dinin anlaşılması ve uygulanması için büyük çaba göstermiş,
Kuran'ın tefsirini yaptırmış ve yaygınlaşmasını sağlamıştır.
Ancak her dönemde dini yanlış bir şekilde yorumlayan, Kuran
dışı kaynakları referans alan veya çıkarları doğrultusunda
kullanan kişiler toplum için zararlı örnekler olmuşlardır.
Halbuki Kuran ayetlerini okuyan bir insan bu yanlış yorumları
ve uygulamaları gerçek dinden kolayca ayırt edebilmektedir.
"Efendiler,
bir fikri daha düzeltmek isterim. Milletimizin içinde gerçek
din adamları, din adamlarımız içinde de milletimizin hakkıyla
iftihar edebileceği bilginlerimiz vardır. Fakat bunlara
karşı hoca elbisesi altında gerçek ilimden uzak, gereği
kadar öğrenmemiş, ilim yolunda gereği kadar ilerlememiş,
hoca görünüşlü cahiller de vardır. Bunların ikisini birbirine
karıştırmamalıyız. Seyhatlerimde birçok gerçek aydın din
bilginlerimizle temas ettim. Onları en yeni ilmi terbiyeyi
almış, sanki Avrupa'da tahsil etmiş bir seviyede gördüm.
İslamiyet ruhu ve hakikatlerini bilen din adamlarımızın
hepsi bu olgunluk derecesindedir"
Kuran
ahlakı, yanlış uygulamalarla asla karıştırılmayacak kadar
farklıdır. Bu ahlakın yaşanması ve yaygınlaşması, toplumun
mutluluğu ve refahı için sayısız fayda taşımaktadır. Bu ahlakı
yaşayan her kişi topluma örnek bir insan ve vazifelerini yerine
getiren örnek bir vatandaş olacaktır.
Devletin
her kesiminde sorunlar yaşatan, devletin askerine, polisine
saldıran, hainlerle işbirliği yapan, devleti soymak için elinden
geleni yapan kötü örneklerin tersine, Kuran'da tarif edildiği
şekilde inanan ve davranışlarını bu kaidelere göre tanzim
eden insanlar, devletini, vatanını, bayrağını büyük bir aşkla
seven, gerektiğinde onların uğruna canını feda etmekten çekinmeyen,
şehadeti yaşamaktan kıvanç duyan insanlardır.
Allah
korkusu ve sevgisi bu kişilerin bütün davranışlarına tesir
edecek, yanlış davranışlara bir engel, iyi davranışlara bir
teşvik meydana getirecektir. Bu kişiler devletine, vatanına,
bayrağına isyan etmeyecek çünkü bozgunculuk ve isyanın yanlış
olduğunu bilecektir. Çıkarları için kanunsuz yollara başvurup
kara paranın peşinde koşmayacak, devletini soymaya kalkmayacak,
vergi kaçırmayacaktır, çünkü hırsızlığın haram olduğunu ve
bunun hesabını ahirette vereceğini bilecektir. Diğer insanlara
ve bütün yaratıklara zarar vermekten, şiddet gösterisi yapmaktan
kaçınacaktır, çünkü bütün varlıkları Allah'ın yarattığını,
bu yaratıklara zarar vermenin yanlış olduğunu bilecektir.
Devletine,
milletine karşı sevgi dolu, insanlara karşı hoşgörülü, hiçbir
fedakarlıktan kaçmayan bir insan olacak, yaptığı iyi davranışların
ve fedakarlıkların karşılığını beklemeyecek, maddi çıkar elde
etmek için iyilik yapmayacaktır, çünkü bütün yaptığı işleri
Allah'ın rızasını kazanmak için yapacak ve bunların karşılığını
öbür dünyada alacağını bilecektir.
Devlete
isyan edenlere, millete zarar verenlere, hırsızlara, teröristlere
karşı her zaman devletinin yanında olacak, bu uğurda her türlü
mücadeleyi yapmaktan ve gerekirse canını vermekten kaçınmayacaktır.
Her türlü sorunu huzur ve barış ortamında halletmek, uzlaşmacı,
uzlaştırıcı olmak, milletine sıkıntı verecek davranışlardan
kaçınmak söz konusu kişilerin karakterlerinin en önemli prensiplerinden
olacaktır.
Böyle
üstün bir ahlaka sahip vatandaşların oluşturduğu bir toplumda,
milli birliği sağlamak, beraberlik şuurunu yerleştirmek için
fazla uğraşmaya gerek kalmayacaktır. Zira bu özellikler otomatik
olarak devreye girecektir. İnanan, Allah'tan korkan bir insana,
"İsyankar olma! Vergi kaçırma ! Devleti soyma!" demeye gerek
yoktur. İnsanlara iyiliği anlatmanın, kötülüğü engellemenin
bir farz olduğunu bilen bu insanlar gönüllü birer öğretmen,
birer polis, birer asker olarak, devleti parçalanmaz ve güçlü
kılan unsurların tebliğcisi, devleti yok etmeye, zarar vermeye
yönelik davranışların engelleyicisi olacaklardır.
Kuran
ahlakına sahip insanlar aynı zamanda her türlü batıl düşünceye
karşı aklın ve bilimin yanında yer alacak, toplumda eğitim
imkanlarının artması için ellerinden geleni yapacaklardır.
Cahilliğe ve bağnazlığa karşı, Kuran'ın öncülük yaptığı bilimin
takipçisi olacaklardır.
"Hangi
şey ki akla, mantığa, toplum çıkarına uygundur, biliniz
ki o dinimize de uygundur. Bir şey akıl ve mantığa, milletin
çıkarına, İslam'ın çıkarına uygunsa kimseye sormayın. O
şey dindir."
Kuran'da
tarif edilen ahlak anlayışına göre yaşayanlar, tarih boyunca
vatanını, bayrağını savunan, milleti için her türlü fedakarlığı
yapan insanlar olmuşlardır. Her türlü sıkıntı ve zorluk anında
devletine, ordusuna en büyük desteği veren, bunu hiçbir karşılık
beklemeden, sadece inançları gereği yapanlar da yine bu kişilerdir.
Bütün bu örnekler bize gösteriyor ki, din sayesinde insanlar
üstün ahlak özellikleri kazanmaktadırlar; bu özellikler devletin
varlığı açısından büyük önem taşımaktadırlar. Dinsiz bir dünya
görüşüne sahip bireylerin toplumda yaratacağı ayrılık, şiddet,
çatışma gibi menfi davranışlar devleti felakete götürmeyi
amaçlamaktadır. Din, bunun tam tersine, insanlara itaat, fedakarlık,
sevgi gibi üstün meziyetler kazandırarak devletin geleceği
açısından büyük bir güven ve huzur kaynağı olacaktır.
|